Gelecek Yazıları (V) – 1950’den beri ilk “gerçek seçim” ve sonrası…


Sözün sonunu baştan söylemekte yarar var. Bir seçmen olarak yarın (10 Ağustos 2014) sandıkta kime oy vermek istiyorsanız ona oyunuzu verebilirsiniz. Baskı hissetmeyin. Vicdanınız rahat olsun. Çünkü, yarın seçiminizi işleyeceğiniz oy pusulasında yer alan üç aday da gerçek.

Gerçek parti sayısı

Bir ülkede seçmen sandığa gittiğinde nasıl bir oy pusulası ile karşılaşmalı? Oy pusulasında yer alan parti sayısının, ülkenin genel siyasal yapısı ve içinde bulunduğu durum ile bir ilişkisi var mıdır? Dünya’nın otuzaltı demokrasisini inceleyen Arend Lijphart bu soruların yanıtını sorguladıktan sonra şöyle bir sonuca ulaşıyor. Bir ülkede bulunması gereken parti sayısı ancak o ülkenin birleştirilemez gerçek sorun sayısı kadar (ya da an çok bundan bir fazla) olabilir.

Türkiye’nin Osmanlı’dan itibaren başlayan siyasal tarihinde, gerçek ve birleştirilemez sorun sayısının iki veya üç olduğu, buna göre de gerçek ve toplum nezdinde karşılığı olan (yani geçerli oy stoğu olan) iki veya üç partili bir altyapıya sahip olduğu görülecektir. Osmanlı’nın son döneminde, Cumhuriyet’in ilk yıllarında ve ilk demokratik seçimler olarak sayabileceğimiz 1950 seçimlerinde de Türkiye’de parti sayısının ana sorun sayısı kadar olduğu görülebilir.

Bugün Türkiye üç ana sorun ekseninde toplanan bir seçmen yapısı ile seçimlere gitmektedir. Kendi yaşam tarzına ve ekonomisine uygun bir Türkiye yaratmaya çalışan “Müslüman Demokratlar”, Cumhuriyet’in temel ilkelerini korumaya çalışan ve alışageldiği her türlü sosyal ve kamusal yapıyı korumaya çalışan “Cumhuriyetçi Muhafazakarlar” ile özellikle 80’li ve 90’lı yıllarda merkezi otoritenin baskısı ile mücadele eden Kürt halkı ile kendi dışlanmışlığını bu halkın demokratik mücadelesine eklemleyen “Sol Demokratlar”. Elbette bu üç sorunu önemseyenlerin ve yarınki seçimde tercihini ifade edeceklerin dışında kalan ve Türkiye’nin mevcut demokratik sisteminde kendisini ifade etmelerinin mümkün olmayacağını düşünen kesim. Bu son grubun yarın vicdani bir mücadeleden çok, oy vermenin bir gereklilik ve (özellikle de bu seçim özelinde) vatani bir vazife olduğunu düşünenler ile gelecek günlerde yapacakları derinlikli (!) sohbetleri sorun olarak gördükleri de aşikardır.

Türkiye’nin seçimleri…

Türkiye’de 1950’den itibaren yapılan seçimler Demokratlar ve Cumhuriyetçiler bağlamında sadeleştirilerek incelendiğinde aşağıdaki grafik ile karşılaşmaktayız.

Pic1

Grafik incelendiğinde Türkiye’de Demokratların oy stoğu (logaritmik analizde) 50 bandında değişiklik göstermezken, Cumhuriyetçilerin oylarının ise 10 puanlık düşüş ile 50’den 40’a gerilemiştir.

Türkiye’de özellikle 1980’de yaşanan sağ darbeden sonra, Türkiye’nin Cumhuriyetçilerinin (ayrışan ya da tüketilen Türk solundan kopartılması ile) dikkate değer bir erime yaşadığı görülmektedir. Bu darbeci zihniyetin vicdani ancak kaba ayarının ise ancak kısa süreli bir manipülasyona neden olduğu ancak hiçbir şekilde Demokrat oylara etki edemediği de yine grafikten rahatlıkla anlaşılabilmektedir.

Bundan hareketle, çok basit bir yaklaşım ile 2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminde de Demokratların %50, Cumhuriyetçilerin %40 ve sistem tarafından dışlananların ise %10 alacağı söylenebilir. Ancak Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu durum incelendiğinde ise sonucun bu kadar basit bir şekilde gerçekleşmeyeceği dikkate alınmalıdır.

Seçim senaryoları…

1950 seçimlerinden başlayarak (yerel seçimler de dahil olmak üzere) Türkiye’nin son yirmiyedi seçimi incelenerek masabaşı bir analiz ile ise aşağıdaki tablo ile karşılaşmak mümkün görülüyor.

Senaryo-2

 

 

Peki neden Senaryo-2? Çünkü yarın, Türkiye henüz hazır olmadığı bir seçim yaşıyor olacak. Türkiye gerçek ayrışmasını ondan saklamış olduğu “çok partili” ve uzun süreli bir dönemin ardından (tıpkı paradan altı sıfır atılması gibi) gerçek sorun sayısı kadar adayın (partinin) olduğu bir seçim ile karşılaşacak. Çok yakın tarihte 20’nin üzerinde partinin olduğu bir seçim ve oy pusulasından, yalnızca 3 adayın olduğu bir seçime geçiş…

Peki Senaryo-1 nedir? Türkiye’nin normal şartlar altında aşağıdaki gibi bir sonuç ile karşılaşması beklenebilir.

Senaryo-1

Her koşulda seçim sonucunun değişmiyor olması, makus bir talih değil, Türkiye’nin gerçek durumunun bir özetidir aslında.

Türkiye’nin bu bahsettiğim gerçek durumunun ne olduğunu, bu gerçekliği belirleyen parametrelerin neler olduğunu ise (seçim sonuçları bu şekilde oluşur ve yüzüm tutarsa) sizlerle paylaşacağım.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: