Category Archives: Haberler

TÜİK Enflasyon sepetini nasıl belirliyor?


TÜİK’in enflasyon hesaplamaları sırasında kullandığı sepet her zaman tartışma konusu olmuştur. TÜİK bugün 2012 yılında enflasyonu hangi ürünleri baz alarak ve nasıl hesaplayacağını açıkladı. Meraklısı için kısa bir bilgi…

TÜİK’in 2012 yılında kullanacağı sepet 444 ürün, 1,169 ürün çeşidini kapsayacak. Kurum yıl boyunca her ay, bu sepeti baz alarak, 27,500 işyeri ve 4,176 konuttan, yaklaşık 375,000 fiyat derleyecek.

Peki fiyatı alınan ürünler sepete nasıl giriyor? TÜİK’in açıklaması şöyle: Tüketici Fiyatları Endeksi mal ve hizmet sepeti oluşturulurken Hanehalkı Bütçe Anketi (HBA) sonuçlarına göre toplam harcama içerisinde 1/1000’den daha fazla ağırlık alan ürünler endeks sepeti kapsamına alınmaktadır. Yıl boyunca her ay düzenli olarak yapılan HBA anketi sonuçlarına göre TÜFE endeks sepeti güncellenmekte ve önemi yitiren mal ve hizmetler endeks kapsamı dışında bırakılmaktadır. HBA verilerinin yanı sıra; otomobil, otoban geçiş, şehirlerarası tren, cep telefonu görüşme, internet, özel televizyon yayın aidatı, gazete ve dergi ücretleri gibi mal ve hizmetler için idari kayıtlardan elde edilen harcama ve ciro bilgileri ile sepetin kapsamı ve ağırlık yapısı her yıl güncellenmektedir.

2012 yılı için TÜFE sepetine yeni eklenen ve çıkartılan ürünler ise şunlar;

Yeni eklenenler;

1. Ayran (1 lt)
2. Katı Meyve Sıkacağı
3. Bulaşık Deterjanı (Bulaşık Makinesi İçin Tablet)
4. Araba Yıkama Ücreti
5. Duş Jeli
6. Otomobil (2000 cc)
7. Otoban Geçiş Ücreti (2012 yılında 12 çeşit ile temsil edilmektedir – 2 yeni çeşit eklenmiştir)
8. Şehirlerarası Tren Ücreti (2012 yılında 20 hat ile temsil edilmektedir -1 yeni hat eklenmiş 4 hat çıkmıştır)
9. Uçak Ücreti (2012 yılında 64 hat ile temsil edilmektedir -10 yeni hat eklenmiş, 1 hat çıkmıştır)
10. Cep Telefonu Görüşme Ücreti (2012 yılında 233 çeşit ile temsil edilmektedir – 5 yeni çeşit eklenmiş, 1 çeşit çıkmıştır)
11. Özel Televizyon Aidatı (2012 yılında 12 çeşit ile temsil edilmektedir – 11 yeni çeşit eklenmiş, 5 çeşit çıkmıştır)
12. Magazin ve Dergi (2012 yılında 8 çeşit ile temsil edilmektedir – 1 yeni çeşit eklenmiş, 1 çeşit çıkmıştır )

Çıkartılan ürünler ise şunlar;

1. Üzüm Yaprağı
2. Erkek Palto
3. Ampul (Şeffaf)
4. Çamaşır Deterjanı (Elde Yıkama İçin)
5. Enjektör (5 cc’ lik)
6. Kamera (Bilgisayar İçin-Web cam)
7. VCD (Film)
8. İnternet Aylık Ücreti (Tt-Net-Çevirmeli)
9. Modem (ADSL)

TÜİK’in 2011 Yılı Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması


İnternete erişim imkânı olan hane oranı %42,9’a yükseldi
2011 yılı Nisan ayında gerçekleştirilen Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçlarına göre Türkiye genelinde hanelerin %42,9’u İnternet erişim imkânına sahiptir. Bu oran 2010 yılının aynı ayında %41,6 idi.
İnternet erişim imkânı olan hane oranı kentsel yerlerde %51,0 iken, kırsal yerlerde %22,7’dir. İBBS Düzey-1’e göre %56,9 ile TR1-İstanbul, %56,7 ile TR4-Doğu Marmara, %49,2 ile TR7-Orta Anadolu, %48,0 ile TR5-Batı Anadolu ve %43,4 ile TR2-Batı Marmara bölgelerinde İnternet erişim imkanı olan hane oranı Türkiye ortalamasının üzerindedir.

Hanelerin %39,3’ü genişbant bağlantı ile İnternet erişim imkânına sahip
2011 yılı Nisan ayında hanelerin %39,3’ünde genişbant İnternet (ADSL, kablolu ve kablosuz sabit bağlantılar ile 3G bağlantı) erişim imkânı bulunmaktadır. ADSL %34,5 ile tüm haneler, %80,2 ile İnternet kullanılan haneler arasında İnternet erişim imkanı sağlarken, 3G bağlantı tüm hanelerin %5,3’ünde, İnternet kullanılan hanelerin ise %12,2’sinde İnternet erişim imkanı sağlamaktadır.
Genişbant bağlantı ile İnternet erişim imkânı kentsel yerlerdeki hanelerde %47,5 iken, kırsal yerlerde %18,6’dır. İBBS Düzey-1’e göre genişbant bağlantı ile İnternet erişim imkânının en yüksek olduğu bölge %56,1 ile TR1-İstanbul , en düşük olduğu bölge ise %20,0 ile TRC-Güneydoğu Anadolu bölgesidir.

Bilgisayar ve İnternet kullanımı artmaya devam ediyor
16-74 yaş grubundaki bireylerde bilgisayar ve İnternet kullanım oranları sırasıyla %46,4 ve %45,0’dır. Bu oranlar 2010 yılında sırasıyla %43,2 ve %41,6 idi.

Bilgisayar ve İnternet kullanımında kadın-erkek ve kent-kır arasındaki sayısal uçurum devam ediyor
Bilgisayar ve İnternet kullanım oranları 16-74 yaş grubundaki erkeklerde %56,1 ve %54,9 iken, kadınlarda %36,9 ve %35,3’tür. Bilgisayar ve İnternet kullanım oranlarının en yüksek olduğu yaş grubu 16-24 yaş grubudur. Bu oranlar tüm yaş gruplarında erkeklerde daha yüksektir. Bilgisayar ve İnternet kullanımı kentsel yerlerde %54,7 ve %53,2, kırsal yerlerde ise %26,9 ve %25,7’dir. İBBS Düzey-1’e göre bilgisayar ve Internet kullanımının en yüksek olduğu bölge %57,2 ve %56,5 ile     TR1-İstanbul bölgesidir. Bunu %53,3 bilgisayar ve %51,7 İnternet kullanım oranı ile TR4-Doğu Marmara bölgesi takip etmektedir.

İnternet kullanan bireylerin %89,5’i İnterneti düzenli kullanıyor
16-74 yaş grubundaki tüm bireylerin %36,2’si İnterneti düzenli olarak hemen hemen her gün veya haftada en az bir defa kullanmaktadır. 16-74 yaş grubunda İnternet kullanan bireylerin düzenli İnternet kullanım oranı ise %89,5 olup, bu oran kentsel yerlerde %90,7, kırsal yerlerde %83,7 ve İBBS Düzey-1’e göre TR1-İstanbul bölgesinde %92,8’dir.

Internet kafelere ilgi azalıyor
2011 yılı ilk üç ayında (Ocak-Mart 2011) 16-74 yaş grubu İnternet kullanan bireylerin İnterneti en fazla kullandığı yer %67,6 ev olup, bunu %33,0 ile işyeri, %18,7 ile İnternet kafe, %16,8 ile arkadaş, akraba vb. evleri, %7,2 ile eğitim alınan yerler, %3,2 ile kablosuz bağlantının yapılabildiği yerler takip etmektedir. Bir önceki yıl aynı dönemde İnternet kullanan bireylerin %20,0’ı İnterneti İnternet kafelerde kullanmıştı.

İnternet en çok çevrimiçi haber, gazete ya da dergi okuma, haber indirme için kullanılıyor
2011 yılı ilk üç ayında (Ocak-Mart 2011) İnternet kullanan bireyler İnterneti en çok %72,7 ile çevrimiçi haber, gazete ya da dergi okuma, haber indirme için kullanırken, bunu %54,1 ile sağlık ile ilgili bilgi arama takip etmektedir. Web siteleri aracılığıyla (Blog siteleri, facebook, twitter) toplumsal ve siyasal konular ile ilgili görüşleri okuma veya paylaşma (%50,8) ve mal ve hizmetler hakkında bilgi aramak da  (%46,6) kullanım amaçları arasında yer almaktadır.

Kamu kurum/kuruluşları ile iletişimde internet kullanımı artıyor
2010 yılı Nisan ile 2011 yılı Mart aylarını kapsayan on iki ay içinde İnternet kullanan bireylerin kamu kurum/kuruluşları ile iletişimde İnternet kullanma oranı %38,9’dur. Bu oran önceki yılın aynı döneminde (2009 Nisan-2010 Mart) % 27,2 idi. Kullanım amaçları arasında kamu kuruluşlarına ait web sitelerinden bilgi edinme %92,2 ile ilk sırayı almaktadır.

İnternet üzerinden alışveriş yaygınlaşıyor
İnternet kullanan bireylerin İnternet üzerinden kişisel kullanım amacıyla mal veya hizmet siparişi verme ya da satın alma oranı %18,6’dır. Önceki yıl İnternet üzerinden alışveriş yapanların oranı ise %15’0 idi.
2010 yılı Nisan ile 2011 yılı Mart aylarını kapsayan on iki aylık dönemde İnternet üzerinden alışveriş yapan bireylerin %28,8’i giyim ve spor malzemesi, %27,8’i elektronik araç, %19,8’i ev eşyası, %17,6’sı kitap, dergi, gazete (e-kitap dahil) İnternet üzerinden almıştır.

TÜİK Açıklama: Avrupa Birliği yönetmeliklerine uygun olarak gerçekleştirilen Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçları Türkiye, kent ve kır ayrımında verilmekte iken, ilk defa bu haber bülteni ile İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması (İBBS) 1. Düzey (12 Bölge) ayrıntısında da verilmektedir.

TÜİK’in 2010 yılı “Yazılı Medya İstatistikleri” üzerine


TÜİK 2010 yılı “Yazılı Medya İstatistikleri”ni açıkladı. Gazete ve dergilerin tirajlarının bir önceki yıla göre yüzde 13’lük bir artış göstermesine karşılık, günlük gazete tirajının 6 milyon civarında olması yine de düşündürücüdür.
Klasik kabul gören okur katsayıları ile günlük gazete okuru sayımız halen 18-20 milyon aralığındadır. Türkiye’de 15 yaş üzeri okuryazar nüfusun 48 milyon civarında olduğu düşünüldüğünde toplumun yarısının hiç gazete okumadığı hesaplanabilmektedir.
Burada dünya ile herhangi bir karşılaştırma yapmaya gerek görmeden bu oranın pek de iç açıcı olmadığını belirtmekte yarar var. Görünen açık ki toplumun yarısından çoğu dünyada ve ülkemizde yaşanan gelişmeleri yazılı bası dışı iletişim kanallarından takip etmektedir.
Mevcut durumun olumlu veya olumsuz yansımalarını analiz etmek bir yana, başta medya mensupları olmak üzere, iletişim sektörünün tüm aktörlerinin çalışmalarını ve sorumluluklarını bu gerçekliğin ışığında biçimlendirmeleri yararlı olacaktır.
Aşağıda TÜİK araştırmasının tesbitlerini bulabilirsiniz.

Gazetelerin % 90’ı yerel yayın yapmaktadır.
2010 yılında gazete ve dergilerin sayısı 2009 yılına göre % 6,4 artmıştır.
2010 yılında 6,459 gazete ve dergi yayımlanmıştır. Bu yayınların % 57’sini dergiler oluşturmaktadır.
Ülkemizde 2010 yılında yayımlanan gazetelerin
% 90’ı yerel,
% 3,3’ü bölgesel ve
% 6,7’si ise ulusal yayın yapmaktadır.
Dergilerin ise
% 35,8’i yerel,
% 7,2’si bölgesel iken,
% 57’si ulusal yayın yapmaktadır.
Genel olarak bakıldığında ise gazete ve dergilerin
% 59,1’i yerel,
% 5,5’i bölgesel ve
% 35,4’ü ise ulusal yayın yapmaktadır.

Yıllık toplam tirajın % 94,6’sını gazeteler oluşturmaktadır
2010 yılında gazete ve dergilerin tirajı 2009 yılına göre % 13,4 artmıştır.
2010 yılında ülkemizde yayımlanan gazete ve dergilerin yıllık toplam tirajı 2,571,694,304 olup, bunun % 94,6’sını gazeteler oluşturmaktadır.
Yıllık toplam tirajın
% 16,6’sı yerel,
% 3,4’ü bölgesel,
% 80’i ise ulusal gazete ve dergilerdir.

Gazeteler
Gazetelerin yıllık toplam tirajının % 90,1‘ini günlük gazeteler oluşturmaktadır.
Gazetelerin % 14,4’ü günlük, % 31’i haftalık olarak yayımlanmaktadır.
Gazetelerin % 86,2’si siyasi/haber/güncel içerikli yayın yapmakta, % 8,8’i ise ek vermektedir.

Dergiler
Dergilerin yıllık toplam tirajının % 47,4’ü aylık, % 19’u ise haftalık yayınlar oluşturmaktadır.
Dergilerin % 23,2’si aylık, % 22,6’sı üç aylık olarak yayımlanmaktadır.
Dergilerin % 21’i sektörel/mesleki içerikli yayın yapmakta, % 9,5’i ise ek vermektedir.

Boykot krizi kime yaradı…


İKSara’nın 5-12 Temmuz 2011 tarihleri arasında 2058 kişi üzerinde yaptığı kamuoyu araştırması son günlerde gündemi belirleyen pek çok konuya ilişkin çarpıcı veriler sunuyor.
Akşam gazetesinde yayınlanan ve hata payı ±2.2% olarak belirtilen ankete göre, AKP ve BDP seçmenleri 12 Haziran seçim sonuçlarından memnun.

Boykot krizinin ardından seçmene ‘Bu pazar bir genel seçim olsa, oyunuzu hangi partiye verirdiniz?’ sorusu yöneltildi. Buna, ‘AKP’ yanıtını verenlerin oranı yüzde 52 olurken, yüzde 25.7 ‘CHP’, yüzde 12.4 ‘MHP’ yüzde 6.9 ‘BDP’, yanıtını verdi. Buna göre, AKP seçim sonrasındaki süreçte oylarını artırmış ve yüzde 50’yi aşmış görünüyor. İKSara, ‘söz konusu artışın önemli bir oranının baraj altında kalan partilerin oy oranlarının erimesinden kaynaklandığı’ değerlendirmesini yapıyor.

AKP ve BDP’liler memnun…
Seçmenlere ‘Bu seçimde oy verdiğiniz partinin başarılı olduğunu düşünüyor musunuz?’ sorusu da yöneltildi. Buna göre, AKP seçmeninin yüzde 95’i, CHP’nin yüzde 44’ü, MHP’nin yüzde 29’u, BDP tabanının yüzde 92’si kendi partisini başarılı buluyor. Bu soruya ‘başarısız’ yanıtı verenlerin oranı AKP seçmeninde yüzde 4, CHP’de yüzde 34, MHP’de yüzde 34, BDP’de yüzde 6 oldu. Buna göre, AKP ve BDP seçmeninin ezici bir çoğunluğu partisinin başarılı olduğunu düşünürken, her 3 CHP’liden birisi partinin başarısız olduğunu düşünüyor. MHP’li seçmenlerin çoğunluğu ise partilerinin ‘ne başarılı ne de başarısız’ olduğunu düşünüyor.

CHP’lilerin yüzde 34’ü boykotu desteklemiyordu…
Ankette CHP’li seçmenlere ‘CHP’nin yemin etmeden Meclis’teki çalışmalara katılma kararını destekliyor musunuz?’ sorusu da yöneltildi. Bu soruya CHP’li seçmenlerin yüzde 57’si ‘Evet, destekliyorum’, yüzde 34’ü ‘Hayır desteklemiyorum’, yüzde 9’u ise ‘Kararsızım’ yanıtını verdi. Kararsız seçmenler dağıtıldığında bu oran yüzde 62 ‘Evet, destekliyorum’ ve yüzde 38 ‘Hayır, desteklemiyorum’ şeklinde oldu. Bu veriler, CHP seçmeninin büyük bir kısmının kendi milletvekillerinin yemin etmeden Meclis’teki çalışmalara katılmasına destek verdiğini, ancak karşı çıkanların oranının da bir hayli yüksek olduğunu gösteriyor.

CHP’lilerin yarısı kurultay istiyor…
CHP’li seçmene İKSara’nın sorduğu bir diğer soru ise parti içindeki muhalefetin kurultay talebini destekleyip desteklemedikleri oldu. CHP’li seçmenlerin yüzde 42’si bu talebe destek verdiğini belirtirken, yüzde 49’u ‘Hayır, desteklemiyorum’ yanıtını verdi, yüzde 8’i ise ‘kararsız’ olduğunu söyledi. Bu oran kararsızlar dağıtıldığında CHP’lilerin yüzde 46’sı kurultaya gidilmesini desteklerken, yüzde 54’ü karşı çıkıyor.

BDP tabanı boykot diyor…
‘BDP’nin Meclis’i boykot kararını destekliyor musunuz?’ sorusuna BDP seçmeninin yüzde 87’si ‘Evet, destekliyorum’ derken, sadece yüzde 4’ü ‘Hayır, desteklemiyorum’ yanıtını verdi. BDP seçmenin yüzde 9’u kararsız. BDP’nin boykotuna CHP seçmenin sadece yüzde 21’i destek verirken, yüzde 71’i ‘Hayır, desteklemiyorum’ yanıtını verdi. CHP seçmenin yüzde 8’i ise kararsız. Aynı soruya AKP seçmenin yüzde 7’si, MHP’nin de yüzde 3’ü destek verdi. AKP seçmeninin yüzde 84’ü boykota karşı çıkarken, yüzde 9’u kararsız olduğunu söyledi. MHP seçmenin yüzde 94’ü karşı olduğunu söylerken, yüzde 4’ü kararsız olduğunu dile getirdi. Buna göre, toplam seçmenlerin sadece yüzde 15’i BDP’nin boykot kararını destekliyor, yüzde 76’sı karşı çıkıyor ve yüzde 9’u da kararsız. Buna göre, BDP’nin boykot kararına her dört seçmenden üçü karşı çıkıyor.

Hatip Dicle…
Ankete katılanlara ‘Yüksek Seçim Kurulu tarafından Hatip Dicle’nin milletvekilliğinin iptal edilmesini doğru buluyor musunuz?’ sorusu da soruldu. Bu soruya AKP seçmeninin yüzde 64’ü, CHP seçmeninin yüzde 57’si, MHP seçmeninin yüzde 72’si ‘doğru bulduğu’ yanıtını verdi. Dicle’nin milletvekilliği iptalini ‘yanlış bulduğunu’ söyleyenlerin oranı AKP’de yüzde 22, CHP’de yüzde 33, MHP’de yüzde 20 oldu. BDP seçmenin yalnızca yüzde 4’ü ‘Evet, doğru buluyorum’ derken, ‘Hayır, doğru bulmuyorum’ görüşünü ifade edenlerin oranı yüzde 89 oldu. Bu soruya ‘Kararsızım’ yanıtını verenlerin oranı AKP’de yüzde 13, CHP’de yüzde 11, MHP’de yüzde 7, BDP’de yüzde 7 oldu. Buna göre, toplam seçmenlerin yüzde 59’u, YSK’nın Dicle’nin vekilliğini iptal etmesini doğru buluyor, 29’u karşı çıkıyor, yüzde 12’si ise kararsız.

BDP’lilerden tutuklu vekillere destek…
‘Seçilmiş ama halen tutuklu bulunan milletvekillerinin serbest bırakılarak Meclis’e girmeleri gerektiğine inanıyor musunuz?’ sorusuna toplam seçmenin yüzde 54’ü karşı çıkıyor, yüzde 33’ü destek veriyor, yüzde 13’ü ise kararsız. Tutuklu vekillerin serbest bırakılmasına en büyük desteği yüzde 93 ile BDP verirken, bunu yüzde 58 ile CHP seçmeni izliyor. MHP seçmenin sadece yüzde 30’u tutuklu milletvekillerinin serbest bırakılmalarına destek veriyor, yüzde 56’sı net bir şekilde karşı çıkarken, yüzde 14’ü kararsız. AKP seçmeninin sadece yüzde 14’ü tutuklu milletvekillerinin serbest bırakılıp Meclis’e girmelerini isterken, yüzde 72’si karşı çıkıyor, yüzde 14’ü kararsız.

http://www.iksara.com/

Kadının yeri evidir anlayışı artık bitti


14 ilde yapılan araştırma kadının çalışmasına bakışın değişmeye başladığını ortaya koydu. Evli ve çocuklu kadının çalışmasını destekleyenlerin oranı yüzde 75.6 çıktı…
KAGİDER ve GFK Türkiye’nin 1.313 kişiyle görüşerek yaptığı araştırmaya göre ‘çalışmak-para kazanmak’ kadınların yüzde 53.4’ü tarafından kadının temel görevi görülürken, bu oran erkekler arasında yüzde 42.5 çıktı. Evli-çocuklu bir kadının çalışmasını destekleyenlerin oranı yüzde 75.6’ya düşüyor. Bu oran kadın bekârsa yüzde 89.3’e ulaşıyor. Kadınlar arasında “Her koşulda isterse çalışabilir’’ diyenlerin oranı ise yüzde 38.4 görünüyor.
Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) ve GFK Türkiye’nin araştırmasına göre, “çalışmak-para kazanmak” kadınların yüzde 53.4’ü tarafından kadının temel görevi olarak görülürken, bu oran erkekler arasında yüzde 42.5’e düşüyor. AA’nın “Kadınların İşgücüne Katılımı Kamuoyu Araştırması”nın sonuçlarından derlediği bilgilere göre, kadının toplumdaki görevleri arasında “çocuk doğurmak-büyütmek”, “ev işleriyle ilgilenmek”, “çalışmakpara kazanmak” ve “sivil toplumda gönüllü işler yapmak” öne çıkıyor. Türkiye’nin kentlerini temsil eden 14 ilde 15 yaş ve üzeri 1.313 kişiyle görüşülerek yapılan araştırmaya göre, kadın-erkek ayrımında bakıldığında “çocuk ve ev işleriyle ilgili konuların” kadınlara oranla erkekler arasında daha fazla kadının temel görevleri arasında sayıldığı tespit ediliyor. Çalışmakpara kazanmak kadınların yüzde 534’ü tarafından kadının temel görevi olarak görülürken erkekler arasında bu oran yüzde 42.5’e geriliyor. Erkeklerin yüzde 58.7’si de “çocuk büyütmeyi” kadının temel görevi olarak görüyor.
Kentsel Türkiye’nin büyük çoğunluğu yüzde 84.8 ile kadınların ülke kalkınmasına katkı verdiğini düşünüyor. Cinsiyet ayrımında bakıldığında “fazlasıyla katkıda bulunduğunu düşünüyorum” diyenlerin oranı kadınlar arasında yüzde 31 ama bu oran erkekler arasında yüzde 18’e düşüyor. Araştırmaya katılanların yüzde 76.4’ü kadınların ülke yönetimine katılması gerektiğini düşünüyor. Katılmaması gerektiğini belirtenlerin oranı ise yüzde 16.4’te kalıyor.
Araştırmaya göre, kadının “bekâr”olması, “evli-çocuksuz” olması veya “evli-çocuklu” olması çalışma durumu hakkındaki değerlendirmeleri de etkiliyor. Bekâr bir kadının çalışmasını destekleyenlerin oranı yüzde 89.3 iken evliçocuklu bir kadının çalışmasını destekleyenlerin oranı yüzde 75.6’ya düşüyor. Her üç kişiden biri evli ve çocuklu bir kadının hangi koşulda olursa olsun isterse çalışabilmesi gerektiğini düşünüyor. Benzer bir oran kadının paraya ihtiyacı varsa çalışabileceğini düşünenler için de geçerli. Araştırma sonuçları, kentsel Türkiye’nin yüzde 34.4’ü kadının çocuğuna/çocuklarına aile büyüklerinden biri bakıyorsa çalışabileceğini gösteriyor. Kadınlar arasında “her koşulda isterse çalışabilir” diyenlerin oranı yüzde 38.4 iken bu oranın erkekler arasında yüzde 25.5’e düştüğü görülüyor. Kadının çalışmasını kocasının iznine bağlayanların oranı da yüzde 25.8 ile erkekler arasında çok daha yüksek. Katılımcıların yüzde 41’lik kesimi kadınlar ile erkeklerin başarılı olma durumunun yapılan işe göre değiştiğini belirtiyor.

Siyasal İletişimin Profesyonellerinden Siyasal İletişim Danışmanlığı Programı


Bersay İletişim Enstitüsü’nden Yeni Bir Program
İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Bersay İletişim Enstitüsü’nün işbirliğiyle hazırlanan “Siyasal İletişim Danışmanlığı Sertifika Programı” 8 Eylül’de başlıyor. Bersay İletişim Enstitüsü’nün bu alandaki bilgi ve birikimi, BİLGİ’nin akademik, altyapı ve imkanları dahilinde hazırlanan Siyasal İletişim Danışmanlığı Sertifika Programı ile siyasal partilere, yerel yönetimlere veya politikacılara siyasal iletişim danışmanlığı yapmak isteyen gençler çok özel bir eğitim almanın farkını yaşıyor. Tamamen profesyonel uygulayıcılardan ve günümüz siyasetinin aktif danışmanlarından oluşan eğitimci kadrosunun görev aldığı bu çok özel sertifika programı ile siyasal iletişim alanında kariyer yapmak isteyenler yepyeni bir fırsat yakalayacak.
Başlangıç Tarihi : 8 Eylül 2011
Program Süresi : 3 Hafta 62 saat ( Perş. Cum. Ct.)
Yer : İstanbul Bilgi Üniversitesi Santral Kampüsü
Program Ücreti : 1.472 TL + KDV

Programın Eğitmen Kadrosu şöyle;
Prof.Dr. Ali Murat Vural, Prof.Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Prof.Dr. Halil Nalçaoğlu, Prof. Dr. Haluk Şahin, Doç.Dr. Ayşegül Komsuoğlu gibi akademisyenlerin, Kemal Öztürk, Ahmet Tezcan, Ali İhsan Sarıkoca, Mustafa Şahin, Nihat Aytürk, İbrahim Uslu gibi deneyimli siyasal iletişim danışmanı ve kamuoyu uzmanlarının, Ali Gizer, Canay Atalay Türe gibi online iletişim profesyonellerinin ve Ali Saydam, Ekrem Dumanlı, Enis Berberoğlu, İsmail Küçükkaya ve Cengiz Semercioğlu gibi deneyimli gazeteci ve iletişimcilerin yer aldığı programda, katılımcılar siyasal iletişime ilişkin temel bilgilerin yanısıra doğrudan uygulamadan gelen deneyimleri de edinmiş olacaklar. Programa, uzman isimlerin yanısıra ayrıca bakan, genel müdür ve belediye başkanı gibi konuklar da katılarak bilgi ve deneyimleri anlatacak ve bir siyasal iletişim danışmanından beklentilerini katılımcılarla paylaşacaklar. Programın 9 Eylül’deki açılış konuşmasını, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç yapacak.

Gallup : Türkler AB’de çalışmaya gönüllü değil…


Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun isteğiyle Gallup Araştırma Şirketi tarafından yapılan Mayıs 2011 tarihli araştırma, şaşırtıcı sonuçlar ortaya koydu. Araştırma sonuçlarına göre, genel kanının aksine Türk gençleri AB’de çalışmak için en az gönüllü olanlar çıktı.

27 AB üyesinin yanı sıra Türkiye, Hırvatistan, İzlanda ve Norveç’in 15-35 yaş arasındaki gençlerini kapsayarak yapılan araştırmada “Başka bir AB ülkesinde çalışmak istermisiniz?” sorusu soruldu. Türkiye yüzde 70 ile en yüksek “Hayır” cevabı veren ülke oldu.
En yüksek oranda “Evet” cevabı ise yüzde 84 ile İzlanda’dan geldi. “Hayır” cevabında Türkiye’yi yüzde 55 ile İtalya, yüzde 53 ile Hollanda, yüzde 47 ile Belçika izlerken, “Evet” cevabını ise yüzde 76 ile İsveç, yüzde 74 ile Bulgaristan takip etti. 31 ülkenin ortalamasına bakıldığında da, gençlerin yüzde 44’ünün başka bir AB ülkesinde çalışmak istemediği, yüzde 53’ünün ise çalışmak istediği ortaya çıktı. Araştırma, gençlerin bugüne kadar turistik ya da eğitim amaçlı olmadan yurtdışında bulunup bulunmadığını da masaya yatırdı.

Buna göre, Türkiye’de gençlerin sadece yüzde 5’i turistik ya da eğitimamaçlı olmadan yurtdışında 1 aydan fazla kaldığını belirtti. Bu oran, 31 ülke arasında yine en düşük oran oldu. Araştırmaya konu ülkelerde gençlerin 4’te 1’i ise turistik ya da eğitimamaçlı olmadan en az 1 ay başka bir AB ülkesinde kaldıklarını dile getirdi. En yüksek oranlar yüzde 39 ile İrlanda, yüzde 38 ile İzlanda ve yüzde 36 ile Romanya’da çıktı. Yurtdışına rağbet etmemenin birinci nedeni yüzde 28 ile “yurt dışında yaşamakla ilgilenmemek” çıktı. Gençlerin yüzde 20’si yeterli finansmanlarının olmadığını söylerken, yüzde 13’ü de aile sorumluluklarını gerekçe gösterdi. Nedenlerin ülkelere göre dağılımına bakıldığında da Türkiye’nin yüzde 41’inin ilk veya ikinci neden olarak ‘Ailemi bırakamam’ dediği dikkat çekti. Türkiye aile bağlarını en yüksek oranla gerekçe gösteren ülke oldu.