Tag Archives: gelir

TÜİK… Kazanç Yapısı Anketi 2010


Kazanç Yapısı Anketi; ücret ve kazançların düzeyi, yapısı ve gelişimi konusunda, ücretli çalışanların özellikleri ayrımında bilgi derlemek amacıyla 2006 yılından itibaren AB ülkeleri ile eş zamanlı olarak dört yıl aralıklarla uygulanmaya başlanmıştır. Söz konusu serinin ikincisi olan 2010 Kazanç Yapısı Anketi; 2010 Kasım ayı ve yıllık bilgileri referans alınarak 2011 yılında, Avrupa Topluluğunda Ekonomik Faaliyetlerin İstatistiki Sınıflamasına (NACE Rev.2) göre B-N ve P-S sektörleri (sanayi, inşaat ve hizmet) kapsanarak örnekleme yöntemi ile seçilen 20 155 işyerinde uygulanmıştır.

Ankette, işyerinde ücret karşılığı çalışan kişiler kapsanmıştır. Ankette kapsanan sektörlerde kadınlar, ücretli çalışanların % 24,6’sını oluşturmaktadır.

En yüksek kazancı yüksek eğitimli kesim elde etmektedir…

2010 Kazanç Yapısı Anketi sonuçlarına göre, 2010 yılında yıllık ortalama brüt kazanç 19 694 TL’dir. Bu rakam, erkekler için 19 683 TL, kadınlar için 19 728 TL olarak tahmin edilmiştir. Anket sonuçları incelendiğinde, hem erkek hem de kadın ücretli çalışanların kazançlarının, genellikle eğitim durumu ile doğru orantılı olarak yükseldiği görülmektedir. Benzer durum, yaş grubu ve kıdem yılı için de geçerlidir. Eğitim durumuna göre en yüksek yıllık ortalama brüt kazancı erkeklerde 37 878 TL,  kadınlarda ise 31 437 TL ile yüksekokul ve üstü eğitim düzeyine sahip olanlar elde etmektedir.

Cinsiyete dayalı ücret farkı…

Cinsiyete dayalı (erkek-kadın) ücret farkı, erkek ve kadın arasındaki ücret farkının erkek ücreti içindeki yüzdesi olarak tanımlanmaktadır. Bu gösterge, saatlik, aylık veya yıllık ortalama ücret esas alınarak hesaplanabilmekte olup burada yıllık ortalama brüt ücret kullanılarak hesaplanmıştır. Cinsiyete dayalı ücret farkı toplamda kadın ücretinin lehine (% -1,1) iken, eğitim durumuna göre incelendiğinde tüm eğitim durumu basamakları için erkek ücreti lehinedir.

Göstergenin toplamda kadın lehine olması ücretli çalışanların eğitim durumuna göre dağılımının incelenmesi ile açıklığa kavuşmaktadır. Buna göre, ücretli çalışan kadınların en yoğun bulundukları eğitim durumu % 35,3 ile yüksekokul ve üstü iken, erkekler için bu grup % 27,4 ile ilkokul ve altıdır. Cinsiyete dayalı ücret farkı meslek gruplarına göre incelendiğinde ise, “yöneticiler” grubu hariç, diğer tüm meslek gruplarında bu ölçütün erkek ücreti lehine olduğu görülmektedir.

Nitelik gerektirmeyen işlerde çalışanlar en düşük kazancı elde etmektedir…

Anket sonuçları, meslek grubu (ISCO 08) ayrımında incelendiğinde en yüksek yıllık ortalama brüt kazancı 49 170 TL ile “yöneticiler” meslek grubunda çalışanların elde ettiği görülmektedir. Bu meslek grubunu 33 974 TL ile “profesyonel meslek mensupları” izlemektedir. En düşük yıllık ortalama brüt kazancı ise 13 032 TL ile “nitelik gerektirmeyen meslekler” elde etmekte, bu grubu 13 787 TL ile “hizmet ve satış elemanları” izlemektedir.

En yüksek kazanç finans ve sigorta faaliyetleri sektöründedir…

Ücretli çalışanların ücret ve kazançları ekonomik faaliyet kolu ayrımında incelendiğinde, en yüksek yıllık ortalama brüt kazancın 44 343 TL ile “finans ve sigorta faaliyetleri” ekonomik faaliyet kolunda olduğu gözlenmektedir. Bu sektörü 43 530 TL ile “elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı” sektörü izlemektedir. En düşük yıllık ortalama brüt kazanç ise 13 878 TL ile “idari ve destek hizmet faaliyetleri” sektöründedir, bunu 14 591 TL yıllık ortalama brüt kazanç ile “inşaat” sektörü izlemektedir.

TÜİK… Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2010


P80/P20 göstergesi 2009 yılında 8,5 iken 2010 yılında 8’e düşmüştür…

Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir gelirlere göre oluşturulan yüzde 20’lik gruplarda, en yüksek gelire sahip son gruptakilerin toplam gelirden aldığı pay % 46,4 iken, en düşük gelire sahip ilk gruptakilerin toplam gelirden aldığı pay % 5,8’dir.

Buna göre, son yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay, ilk yüzde 20’lik gruba göre (P80/P20 göstergesi)  8 kattır. P80/P20 göstergesi kentsel yerler için 7,3, kırsal yerler için ise 7,1’dir.

Gini katsayısı 0,402 olarak tahmin edilmiştir…

Gelir dağılımı eşitsizlik ölçütlerinden gini katsayısı bir önceki yıla göre 0,013 puan düşüş ile 0,402 olarak tahmin edilmiştir. Katsayı, kentsel yerleşim yerleri için 0,389, kırsal yerleşim yerleri için ise 0,379 olarak tahmin edilmiştir.

Gelirin nüfusa dağılımındaki eşitsizliğin grafik gösterimi olan Lorenz eğrisi de bir önceki yıla göre gelir dağılımında önemli bir değişim olmadığını eğrilerdeki çakışma ile göstermektedir.

Ortalama yıllık hanehalkı kullanılabilir geliri 22,063 TL’dir…

Türkiye’de hanehalkı başına düşen ortalama yıllık kullanılabilir gelir 22 063 TL iken, ortalama yıllık eşdeğer hanehalkı kullanılabilir gelir ise 9 735 TL’dir.

İstanbul Bölgesi 13 382 TL ile ortalama yıllık eşdeğer hanehalkı kullanılabilir geliri en yüksek olan bölge durumundadır. Bunu, 11 116 TL ortalama gelir ile Batı Anadolu Bölgesi izlemektedir. En düşük ortalamaya sahip bölge ise 5 144 TL ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’dir.

Toplam gelir içinde en fazla pay maaş-ücret gelirlerine aittir…

Maaş-ücret gelirleri % 43,7’lik oranla toplam gelir içerisinde en fazla paya sahiptir. Bunu % 20,5 ile sosyal transferler ve % 20,2 ile müteşebbis gelirleri izlemektedir.

Sosyal transferlerin % 91,1’ini emekli ve dul-yetim aylıkları oluşturmaktadır. Emekli ve dul-yetim aylıkları toplam gelir içinde % 18,6’lık paya sahip iken, diğer sosyal transferlerin payı % 1,8’dir. Müteşebbis gelirlerinin ise % 68,5’i tarım-dışı sektörden oluşmaktadır.

Nüfusun % 16,9’u yoksulluk sınırının altındadır…

Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir gelirleri kullanılarak çeşitli göreli yoksulluk sınırları (eşdeğer hanehalkı kullanılabilir medyan gelirin % 40, % 50, % 60 veya % 70’ine göre) hesaplanmaktadır.

Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir medyan gelirin % 50’si dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre nüfusun % 16,9’u yoksulluk riski altındadır. Kentsel ve kırsal yerler için ayrı ayrı hesaplanan yoksulluk sınırlarına göre, kentsel yerlerde bu oran % 14,3 iken, kırsal yerlerde % 16,6’dır.

Sürekli yoksulluk riski altında bulunanların oranı %18’dir…

Dört yıllık panel veri kullanılarak hesaplanan “sürekli yoksulluk” oranı, dört yıl boyunca hanenin üyesi olan fertlerden en az üç uygulamada yoksulluk riski altında olanlar olarak tanımlanmaktadır. Sürekli yoksulluğun hesaplanmasında eşdeğer hanehalkı kullanılabilir medyan gelirin % 60’ı dikkate alınmaktadır.

Buna göre, araştırmanın 2009 yılı dört yıllık  panel  sonuçlarından  hesaplanan  sürekli yoksulluk oranı % 18’dir.

Nüfusun yaşam koşulları göstergeleri…

Kurumsal olmayan nüfusun;

% 60’ı kendilerine ait konutta oturmaktadır.

% 43,8’inin konutunda “sızdıran çatı, nemli duvarlar, çürümüş pencere çerçevesi vb.” sorunlar söz konusudur.

% 43,3’ünün oturduğu konutta “izolasyondan dolayı ısınma sorunu” yaşanmaktadır.

% 61,4’ünün hanesinin taksit ödemeleri ve borçları (konut alımı ve konut masrafları dışında) bulunmakta, bu borç ödemeleri, % 28,3’ünün hanesine çok yük getirmektedir.

% 87,5’i “evden uzakta bir haftalık tatili”, % 65,7’si “beklenmedik harcamalarını” ve % 81,7’si “yıpranmış ve eskimiş mobilyalarını yenileme ihtiyacını” ekonomik nedenlerle karşılayamamaktadır.

Ciddi finansal sıkıntıyla karşı karşıya olan nüfusun oranı olarak tanımlanan ve belirlenmiş 9 maddeden en az 4 tanesini karşılayamama ya da mahrum olma durumunu tanımlayan “maddi yoksunluk”  oranı 2009 yılında % 63, 2010 yılında ise % 63,5 olarak hesaplanmıştır.