Tag Archives: seçim

Oniki saniye…


Oy pusulasını elinize aldıktan yaklaşık oniki saniye sonra ya geçerli bir oy kullanarak “evet” mührünü bir partiye basmış, ya da geçersiz bir oy kullanmayı tercih etmiş olacaksınız. Sadece bu oniki saniye boyunca, özgür iradenizle başbaşa kalacaksınız. Tercihinizi doğru yapın. Doğru ise, sonucu ne olursa olsun, gelecekte Pazar günkü sizi hep anlıyor olacağınızdır.

Bu Pazar ne yaşayacaksınız?
Pazar günü, belki sadığa hiç gitmeyecek, belki yalnız, belki can dostunuzla veya ilk kez oy kullanacak ya da henüz oy kullanma yaşında olmayan çocuğunuzla oy kullanıyor olacaksınız.

Bugüne dek, ya her gün siyasilerin mesajlarını ve Türkiye’de ve dünyada olanları takip ettiniz, ya da elinizden geldiğince söylenenleri duymamaya, görmemeye çalıştınız. Kimi zaman kızdınız, üzüldünüz, kimi zaman güldünüz, eğlendiniz ya da en derinde korkular hissettiniz.

Pazar günü ise, o güne dek her ne yaşamış olursanız olun, oy pusulasını elinize aldıktan yaklaşık oniki saniye sonra mührünüzü tercihinize götürüyor olacaksınız. Bu hareketinizde en baskın olacak duygu ise, bilin ki korkularınız olacaktır. Korku değil deseniz dahi, en ağır hali ile endişeleriniz.

Türkiye, henüz vatandaşlarının hala korkuya ve endişeye karşı oy kullandığı, bir garip dünya ülkesi… İnsani gelişmişlik endekslerinin, demokrasi sıralamalarının, sosyal gösterge listelerinin, ekonomik başarı hikayelerinin son çeyreğinden yukarılara çıkmaya çabalayan, kimi zaman siyasileri ve liderleri ile birlikte, kimi zaman halk olarak yalnız başına, gelişmek mücadelesi veren, bir garip dünya ülkesi…

Her seçimde makus talihi ile yüzleşmekten yorulmuş, her seçimde umutlarını sandıklara gömmüş, bu sefer tamam diyecekken, ondan dahi akşam televizyonda izlerken pek emin olamadığı bir ülke. Sevgilimiz, değerlimiz, vaz geçemediğimiz, uğruna canlar verdiğimiz ve vermeye devam ettiğimiz bir toprak.

Hangi seçmensiniz?

Çok basit bir tanımlama ile, ve sadece milletvekili seçimleri üzerinden, hangi seçmen olduğumuza bir bakalım isterseniz. Kaç kez oy kullandık ve kaç kez bu sevgili için en iyiyi seçmeye çalıştık?

Demokrasi şahitleri (65 yaş üzeri, 12-17 seçim geçirenler) Belki de Türkiye’nin çok partili hayata geçişinden beridir, kentte kırda hep sandık başında oldular. Hep vaat dinlediler, hep umud ettiler. Bizler için hep doğruyu seçmeye çalıştılar. Kimi zaman kandırıldılar, kimi zaman kandılar. Çok darbe yaşadılar, yılmadılar. Hala bir umut bu ülkenin aydınlık olmasını diledikleri geleceği için sandık başına gidecekler.

80 önceciler (51-64 yaş, 11 seçim geçirenler) Sokalarda kanlar, meydanlarda yatan gencecik bedenleri gördüler. İçleri kan ağlayarak her sandığa huzur bulmak için gittiler. Demokrasi en büyük hayalleri oldu. Çok üzüldüler, çok acı çektiler. Zar zor okudular, anlamaya çalıştılar. Evlerinde televizyon yoktu, ellerinde cep telefonu. Otobüsleri bile sayılıydı, saati belli. Her sandığa gittiklerinde bu son olsun, mutlu bir ülkemiz olsun dediler. Olmadı, olamadı.

Darbe mağdurları (36-50 yaş, 8 seçim geçirenler) Türkiye’de olanları, gece karanlığında uzun dalga radyolardan dinlediler. Gözaltına alınanları, alınıp kaybolanları, gencecik yaşta yaşı büyütülerek asılanları gördüler. Ne olduğunu bile bilmedikleri, serbest piyasa ekonomisine geçtiler. Avrupa Birliği’ne girmek istediler. Girerlerse kurtulacaklarına inandılar. Terörle tanıştılar. Türkiye demokrasi tarihinin en karanlık yıllarını yaşadılar. Hiç inanmadan sandıklara gittiler, hiç umut etmeden gittiler. Umut etmemeyi öğrendiler.

Yalnız bir parti bilenler (35 yaş altı, Üçüncü seçimleri ile) Türkiye’de her şeyin unutturulmaya çalışıldığı bir dönemde büyüdüler.  Koskoca bir devleti yalnızca bir partiden oluşuyor bellediler. Hesaplaştılar, onların olmayan bir hesabın faturasını ödediler, ödemeye devam ediyorlar. Cahillikle suçlandılar, ikiye ayrıldılar, iki ayrı kanat yapıldılar. Gelişmeyi kentleşme, kentleşmeyi beton, betonu güç olarak tanıdılar. Her sandığa gidişlerinin gecesinde, sanki sonucu değişmeyecek bir maç izler gibi sonuçları izlediler.

İkinci yeniler (21-30 yaş, İkinci seçimleri ile) Türkiye’yi sadece iki ayrı gruptan oluşan bir ülke olarak tanıdılar, öyle sandılar. Duble yollarla tanıştılar, bir kalkınma ve kendilerine piyangosu hiç vurmayan ekonomik zenginlikle tanıştılar. Bir zaman Avrupa hayalleri büyüdü, bir zaman dünyanın en büyük ülkesi olacaklarına inandılar. Yüksek gökdelenleri, uçsuz bucaksız şehirleri, kablosuz internetleri, en yeni cep telefonları oldu. Her sandık kurulduğunda hep iki kanat olduklarını gördüler, galipler ve mağluplar olarak.

En yeniler (20 yaş altı, İlk seçimleri ile) Hijyenik bir ülkenin hijyenik vatandaşları olarak yetiştirildiler. Türkiye’nin tarihini okumak yerine, televizyon dizilerinden öğrendiler. Osmanlı ile tanıştılar. Kimileri çok sevdi, kimileri nefret etti. Demokrasinin renkliliğini hiç tanıyamadılar. Karşılaştıkları fenomen ne olursa olsun, ya aşık oldular, ya nefret ettiler. Grileri hiç olmadı, olamadı. Pazar günü ilk kez sandığı görecekler. Kim bilir, belki de herkesi çok şaşırtacaklar.

Bu Pazar Türkiye demokrasi tarihinin en ilginç seçimlerinden birisini yaşayacak. Hepimiz ve geleceğimiz için umut dolu sonuçları olması dileği ile…